Osmanlıda güzellik; Haremin güzellik sırları
By admin on 03 Mar 2010 with 0 Yorum
Osmanlı döneminde haremin oldukça ayrı bir yeri bulunmaktadır. Haremin en önemli özelliğinin güzellik olduğunu herkes bilir… Güzellik ve harem adeta muhteşem ikili gibidir. İşte size Osmanlı sarayının güzellik sırları…
Banyoda muhakkak keselenirlerdi, (keselenmek en doğal peeling’dir) temizlikte sabun en önemli malzeme, bu yüzden çok büyük sabun sektörü vardı. Saraya da en kaliteli sabunlar gelir ve bunlara eritilip kullanacak kişinin zevkine göre gül veya meyve şekil ve kokuları veriliyordu.
Saçlar sabunla yıkandığı zaman sertleştiğinden, yumuşatıcı olarak hatmi ve ebegümeci kullanılırdı. Bu bitkileri kaynatınca kıvamlı bir su oluşturulur ve kıvamlı su bugünkü saç kremlerinden çok daha etkili olurdu Saraya kilolarca kurutulmuş hatmi ve ebegümeci gelirdi.
Saç ve cilt bakımında kil çok kullanılırdı, kildanlıkların içine kil ve su sırası ile koyulurdu, Kil aşağıya çöktüğünde üstündeki su kullanılırdı, bu karışımın suyunun yumuşatıcı, saçı ve deriyi besleyici etkisi vardır.
Cilt bakımında yağları çok kullanmışlar, keselenip, ölü deri atıldıktan sonra dışarı çıkılırsa cilt çabuk buruşur. Bu sebeple banyodan sonra ince bir tabaka yağ cilde sürülür, böylelikle dış etkenlerden korunurdu.
El, ayak ve tırnak bakımı da çok önemliydi. Bunun için susam veya zeytinyağı çok kullanılırdı ve bunları bitkilerle beraber kullanırlardı. En çok tercih edilen ise Gülyağıydı, Bunu ise şu şekilde elde ederlerdi, kokulu gül yaprakları zeytinyağı ve ya susam yağı içerisinde bekletilir, daha sonra süzülüp elde edilen yağ, cilt için kullanılırdı. Osmanlı saraylarında tonlarca gül suyu kullanılıyordu. Çünkü gül suyu cildi temizler, nemlendirir, kırışıklıkları giderir. Hafif ve huzur veren kokusu vardır. Cilt hastalıklarına ve yaralara da iyi gelir. Hatta Osmanlı gül yağını ruh hastalıklarının tedavisinde kullanmış. İbn-i Sina’nın bile gül yağı kullandığı söylenir.
Gül macunu ve şerbeti hazımsızlığa da iyi gelir. Bu şerbet, bal ve gül suyu karıştırılarak elde edilir.
Osmanlı sarayında kokular çok önemlidir, hekimler kokuyla tedavi bile yaparlardı. Değişik kokuların insanları ruhen ve bedenen nasıl tedavi edeceğini çok iyi bilirlerdi. Alkolsüz güzel parfümler elde ederlerdi. Özellikle baharda buhur günleri yaparlardı. Sabahlara kadar kazanlar kaynar güzel kokular elde edilirdi. Parfümleri koymak için, bizlerin güllüabdan dediğimiz şişeler kullanılırdı. Üstü mücevherlerle süslenirdi, en kötüleri ise gümüşten olurdu. Koku üreticileri hayal edemeyeceğiniz kadar çok para kazanırlardı. Saray en çok misk ve amber kokardı.
En önemli güzellik sırlarından biri de limondu. El ve yüzleri için beyazlatıcı olarak kullanılırdı. Limon antiseptiktir ve içinde şeker vardır, yüzü besler, gerginleştirir ve yaraları iyileştirir.
Osmanlı’da çok önemli iki estetik kaygı vardı. Ciltlerinin beyaz, saçlarının siyah olması makbuldü. Açık renk saç sevilmiyordu. Beyaz ten ise güzellik demekti. Güzellik ve genç kalmak için yemelerine çok dikkat ederlerdi. Zaten kesinlikle çok yemezlerdi. Özellikle ilkbaharda çok az yenilir, yenilenler de bağırsakları ve kanı temizleyecek sebzeler olurdu. Mesela kiraz kanı temizlediği için çok yeniyordu. İlkbaharda müshil ya da tuzlalardaki tuzlu sular içilerek bağırsaklar temizleniyordu.
Kategori: : Genel
Bu yazıyı okuyanlar bunlarıda okudu
Yazardan Not::
Çizgi filmin çocuklara zararları nelerdir?
Doğum çantasında neler bulunur?
Bacak arasındaki kararmaların çaresi nedir
Kilo verdiren diyet
Çocukların memeden ayrılma dönemi - Memeden kesilme önerileri
Kaşıntının çareleri nelerdir?
Yağlı saçların yıkanması - Yağlı saçların bakımı
Vodafone 3G Kotası Nasıl Öğrenilir? Vodafone Kota Sorgulama
Kalp ve damar hastalıkları için doğal tedavi
Su çiçeği nedir nasıl bulaşır belirtileri ve tedavisi